4 May 2010

blog dediğin..

  blog,keyfe kederdir; ağzına alamadığını elinde tutmaktır,
tuttun mu bırakmamaktır, salıverince kovalamamaktır.
o zaten yolunu bulur su misali, bazen kayıverir ellerinden, ıslatır gecer;
bazen yakar gecer. sıcak olur hissi, dokunuşu acıtır. koyver dersin koyar bazen sonra  giremezsin  çıktığın deliğe; daha da  tepinirsin üzerinde, delik tıkansın ve asla dönüşü olmasın diye.
başka bir delik bulursun sonra burnunu sokarsın önce, koklarsın.
hayat gibi kokar bazen; taze sıkılmış meyve suyu. once kafanı sokarsın sonra ellerin kolların bacakların derken bütün bedeninini sığdırırsın deliğin içine,turuncu portakal ağaçlarının, hayatın içine...
bazen sokarsın burnunu başka deliğe bir koku yükselir önce
seni içine çekmeye çalışır,bırakmaz kollarını bacaklarını. 'budur olan biten, budur olduğun' diye bağırır
kendi inanır ya buna  seni de inandırmak ister,
yakar yıkar coplar,senin içindir artık. yıkarlar kırklarlar kılı kırk yararlar, bir olmak isterler, bütün olmak isterler; 'naifçe'
bütünlük kavramının bu kadar parçalı oluşu şaşırtır once,bütünün neresinden tutsan,elinde kalır, tutam tutam
dökülür her biri avucuna, ellerini açarsın hayatı yakalamak için ama bir tüy yumağıyla karşılaşırsın avuçların arasında...bedenini değil ruhunu da teslim alır bunlar,parçalı bütünsel eşgüdüm gücü...
kaçarsın saklanırsın boşlukta kaybolmak istersin, gerçek bütüne sığınırsın, kendine ve kendine hak tanıyana,
özgürlüğe ve özgür olana.


birden bütün olmaz, bütünden bin olur, blog dediğin boyle olur....

4 yorum: